BJJ’de nasıl kuşak atlanır?

BJJ’de nasıl kuşak atlanır?

Konu Brazilian Jiu Jitsu olduğunda, sporcuların en çok kafasını karıştıran konulardan biri de, “BJJ’de nasıl kuşak atlanır” oluyor. Bu konuyu açıklığa kavuşturabilmek için, Corvos Combat Kurucusu ve Türkiye’de ilk BJJ soyunu başlatan hocamız Burak Değer Biçer’in kendi blog sayfasında İngilizce olarak kaleme aldığı makalesini Türkçeleştiriyor ve sizlerle paylaşıyoruz.

BJJ kuşak karmaşası

BJJ, standartların uygulamaya ve lineage’a, yani soya göre değiştiği bir spor dalıdır. BJJ’de katalar veya genel kılavuz kuralları yoktur. Akademiler eğitim ve derecelendirme noktasında tek bir kuralı ve metodu izlemez.

Karışık gibi görünse de, bunun bir nedeni vardır. Öncelikle, Jiu-Jitsu’nun öyle zengin bir bağlamı vardır ki, bir kişinin tümünü öğrenmesi ve her anlamda ustalaşması imkansızdır. Her akademinin kendine has belli bir tarzı vardır. Başlangıç aşamasındaki iki senede, öğrenciye temel kurallar öğretilir. Öğrenci mor kuşak olduğunda, artık temelleri tamamıyla oluşmuştur. Bununla birlikte söz konusu temel kurallar tıpkı birer tohum gibidir ve her biri yeni bir ağacın köklerini oluşturabilir. İşte bu noktada genel bir standart aramak zorlaşır. Siyah kuşaklar için dile getirilmeyen ancak ustalar tarafından bilinen kimi standartlar söz konusudur. Örneğin siyah kuşakların bazıları muhteşem öğretmenler, bazıları ise muhteşem dövüşçülerdir. Standartların değişken olması, her ustanın siyah kuşakla ilgili kendi vizyonunu oluşturmasına neden olur.

Toplam zaman mı minder zamanı mı?

Genelde birinin kuşak seviyesinden bahsedildiğinde, yıllar üzerinden konuşulur. Bence bu yapılan en büyük hatalardan biridir. Zaman insanoğlunun icat ettiği bir kavramdır. Sizi tanımlayan ise, ne kadar zaman geçirdiğiniz değil, bu kavram içerisinde ne yaptığınızdır.

Pek çok olimpik spor dalında 30 yıl önce kırılan rekorların bugün kulağa bir şaka gibi gelmesinin nedeni de budur. Bizler sürekli devinen ve gelişen varlıklarız. Gelişimimiz yalnızca fiziksel değil, bilişsel düzeyde de gerçekleşiyor. Üstelik bugün sahip olduğumuz araçlar ve teknolojiler insanların daha hızlı öğrenmesini sağlıyor. Bu nedenle günümüzde kuşak sisteminin sınırlarını zorlayan çok sayıda genç yetenek var. Dolayısıyla öğrencilerin gelişimlerini değerlendirirken, sadece minderde geçirdikleri zamanı dikkate almalıyız, ne kadar süredir derse katıldığını değil.

Her takım farklıdır

Pek çok kez kendimi, “Bu ne biçim mor kuşak” derken bulmuşumdur. Bu genelde söz konusu kişinin daha yüksek bir kuşağa sahip olabileceğine kanaat getirdiğimde olur. Fakat hemen ardından, “Ben kimim ki bir diğer ustanın derecelendirme kriterlerini eleştiriyorum” diye düşünürüm.

Dünyada pek çok farklı akademi var. Bulundukları lokasyona ve çevrelerine göre, öğrencilerinden beklentileri de değişebiliyor. Örneğin ABD Los Angeles’daki bir akademide, rekabetin çok fazla olması nedeniyle bir tam yıl kum torbasında çalışarak geçebilir. Şehirden uzaktaki daha küçük bir yerleşim biriminde ise, kuşak konusunda farklı hedefler ve dolayısıyla farklı standartlar söz konusu olabilir.

Neyi dikkate almalıyız?

Minder zamanı

Ne kadar süredir eğitim aldığınız değil, minderde kaç saat geçirdiğiniz önemlidir. Örneğin 5 yıllık bir sürenin sonunda, haftada 3 defa antrenman yapan bir kişi ile 2 defa yapan arasında minderde geçirilen süre bakımından epey bir fark olacaktır.

Kişilik

Hepimiz BJJ disiplinini ve takımlarımızı temsil ederiz. Bu nedenle kişilik önemlidir. Mavi kuşağı bir türlü göremeyenlerin pek çoğu, işte bu noktada takılıp kalır.

Teknik bilgi ve beceri

Kişinin seviyesi teknik bilgi ve beceri bakımından, bir sonraki seviyenin en alt kademesi ile eşit olmalıdır.

Sanatın geneline dair bilgi

Minderde saatlerini harcayan bir kişi, pratik ettiği dövüş sanatının nereden geldiğini, kurucularının ve öncülerinin kim olduğunu bilmek zorundadır.

Öğretme becerisi

Kuşaklar aslında sanatı paylaşabilme becerisine göre verilir. BJJ insanlara sadece dövüşmeyi değil, yaşamayı da öğretir. Bu arada “öğretmek” dediğimde, hareketleri gösteren eğitmenlerin ötesinde bir şeyi kastediyorum.

Eleştirilerle başa çıkma

Gerçeklerden bağımsız olarak, sizi eleştiren, kuşağınızı hak etmediğinizi söyleyen birileri her zaman olacaktır. Bu kişiler genelde tek bir standardı dikkate alırlar ve o da tap etmektir. Onlar konuşsunlar, siz boşverin gitsin.

BJJ zaman alır. Dikkatinizin ve çabanızın %100’ünü gerektirir. Böylesi bir gereklilik içinde negatif yorumlarla kaybedecek vaktiniz yok. Özgüvensiz insanlarla uğraşmak yerine, onların acısına anlayış gösterin ve gülüp geçin.

Hayatımda herhangi bir ustanın negatif eleştiri yaptığını asla görmedim. Etrafınızdaki insanlardan tavsiyeler almak gelişiminize fayda sağlar. Ancak tavsiyeyi verenin kim olduğuna dikkat etmek zorundasınız. Diğer bir deyişle, bir konuda birine tavsiye verebilmek için sizin o konudaki bilgi ve tecrübenizin de belli bir seviyede olması gerekir. Eğer vücudunu geliştirememiş bir vücut geliştirmeci, hiç dövüşmemiş bir MMA dövüşçüsü veya hiç öğrencisi olmayan bir koçsanız, tavsiyelerinizi başkasına vermeden önce kendinize saklamak isteyebilirsiniz.

Sonuç olarak…

Gözlemlerime göre, kuşak konusuna en çok takılan insanlar, sporun kendisinden ziyade uygulama yüzdesi oldukça düşük olan “havalı” hareketlerle veya satın alacakları “şık” eşyalarla daha çok ilgilidir. Oysa BJJ antrenmanı sırasında, hepimiz çıplağız. Havalı Gi seçiminiz, sadece rakibinizin sizi daha şık bir şekilde boğmasına olanak sağlar.

Kuşaklara bu kadar takılmak yerine, kendinize 5-10 sene sonra nerede olmak istediğinizi sorun. Bu derecelendirmelerin sizi gereksiz strese sokmasına izin vermeyin ve eğlenceyi kaçırmayın. Diğer öğrencileri gözlemlemek ve değerlendirmek sizin işiniz değil. Bu iş için biz eğitmenlere para ödüyorsunuz.

Ben yıllar önce yaptığım ilk armbar hareketini hala hatırlarım. Keşke zamanda geri gidip, oyuna en baştan başlayabilseydim derim. Her seviyenin apayrı bir keyfi vardır ve başarılarla birlikte oda şekil değiştirir. Çok hızlı ilerleme kaydetme telaşına düşüp de bu keyfi çıkartmayı es geçmeyin.

Kısacası, BJJ’e yeni başladıysanız ve kuşak atlama konusunda şimdiden kafanız karıştıysa, boşverin ve sadece roll ed in. Gerçekten kim olduğunuzu roll sırasında gözlerinizi kapattığınızda keşfedeceksiniz.

Minderde görüşürüz!

BJJ tarihçesi

BJJ’e Karşı Herkes: MMA’in Kısa Tarihi

MMA’in Kısa Tarihi

Dövüş sanatlarının olağanüstü dünyasına bir kez girdiğinizde, bu alandaki fiziksel yetkinliğinizin yanı sıra, kendinizi bilgi anlamında da geliştirmeniz gerekir. Bizler de blog sayfamızdaki makalelerimizle, dövüş sanatlarıyla ilgili ek bilgiler edinmek isteyen öğrencilerimize ve dövüş meraklılarına yeni birer pencere açmaya çalışıyoruz. Dövüş sanatlarındaki ilkler, dönüm noktaları, efsane isimler ve iz bırakan anlar gibi bilgileri derleyerek sizlere sunuyoruz. Bu makalemizde de, MMA’in kısa tarihini sizlerle paylaşmak istedik.

MMA, yani Karma Dövüş Sanatlarının kökeni oldukça eskiye dayanıyor. M.Ö. 7. yüzyılda düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na dahil olan Pankreas (Pankration) adındaki spor, karma dövüş sanatlarının atası olarak kabul ediliyor. Pankration, Yunanca’da “tüm” anlamına gelen “Pan” ile güçler anlamına gelen “Kratos” kelimesinden türetilmiş bir kelime. Bu spor, Helenik boksun güreş ile olan kombinasyonundan oluşmaktaydı. O dönem karşılaşmalarda yalnızca iki kural bulunuyordu: Rakibi ısırmamak ve gözlere zarar vermemek. Karşılaşmalar taraflardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bilincini kaybetmesi ile bitirilirdi fakat bazı durumlarda dövüşçülerden birinin veya ikisinin ölümüyle son bulurdu. Kullanılan teknikler arasında yumruk, eklem kilidi, fırlatma teknikleri, dirsek ve diz vuruşları bulunurdu. Efsaneye göre Büyük İskender M.Ö. 4. yüzyılda büyük bir bölümünü Pankreas dövüşçülerinden seçerek kurduğu ordusuyla Hindistan’ı fethetmiştir ve günümüzde kökeni Asya olarak kabul edilen tüm savaş sanatlarının doğuşu da Büyük İskender’in fetih dönemine denk gelmektedir.

Bununla birlikte modern zamanlardan bahsederken, MMA’in tarihinde BJJ’e değinmek mecburidir. İskender’den daha yakın bir tarihe, 1900’lü yılların başına gelelim. Bu dönemde Gracie ailesi Brazilian Jiu Jitsu ile tüm dünyaya meydan okuyordu. Aile, “En üstün dövüş sanatı hangisidir” sorusunun yanıtının BJJ olduğunu defalarca kanıtlamıştı. Brezilya’da karşı karşıya geldikleri dövüşçüler, onları durdurmak adına birkaç savaş sanatını kombine etmek durumunda kaldı ve “Vale Tudo” olarak anılan dövüş sporunun doğmasını tetikledi. Bu karşılaşmaları Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıyan Gracie ailesi, resmi formatta düzenlenen ve günümüzde izlenme sayısı ile Moto GP’yi geride bırakan The Ultimate Fighting Championship’in kurulmasına neden oldu.

1993 yılında ilk bölümü düzenlenen UFC, kilo ve zaman kısıtlaması bulunmayan karşılaşmalardan oluşuyordu. Burada da izin verilmeyen yegane hareketler tıpkı milattan önceki yıllarda olduğu gibi göz oyma ve rakiplerin ısırılmasıydı. Dövüşler hakemin durdurması, yani nakavt veya sözlü/hareketli olarak bildirilen teslimiyet ile sona eriyordu. “Brazilian Jiu Jitsu’ya karşı tüm savaş sanatları” başlığıyla start alan bu turnuvada Gracie ailesini ve Brazilian Jiu Jitsu’yu temsilen Royce Gracie kafese girerek karşısına çıkan ve çeşitli diğer disiplinlerde kendilerini kanıtlamış tüm rakiplerini pes ettirerek BJJ’nin üstünlüğünü tekrar tüm dünyaya gösterdi.

Son birkaç 10 yılda dövüş sanatlarına olan ilginin artmasıyla, karışık stil karşılaşmalar da daha sık uygulanmaya başlandı. ABD’deki o ilk UFC’nin ardından, dünyanın dört bir yanında giderek daha farklı ve çok sayıda organizasyon düzenlenmeye başlandı. Bu yarışmalarda rakipler birbirlerinin disiplinini görerek öğrendi ve kendi beceri setlerine bunları da eklemeye başladı. Örneğin bir kick-box sporcusu, bir BJJ dövüşçüsüyle yarıştığında, yere indirme konusunda daha fazla uzmanlaşması gerektiğini anlayarak antrenmanlarına BJJ tekniklerini de dahil etti. Bu gibi örneklerle birlikte, MMA günümüzdeki halini aldı.

 

MMA’in yanı sıra, BJJ’in tarihini de merak ediyorsanız, Brazilian Jiu Jitsu’nun Kısa Tarihi makalemize göz atabilirsiniz. Merak ettiğiniz ve kaleme almamızı istediğiniz diğer konuları ise bizlere e-mail göndererek bildirebilirsiniz.

Brazilian Jiu Jitsu’nun Kısa Tarihi

Brazilian Jiu Jitsu’nun Kısa Tarihi

Ultimate Fighting Championship (UFC) ve ONE Championship gibi MMA şampiyonlarının artan popülerliğiyle birlikte, özellikle son 10 yıldır BJJ de çok daha geniş bir kitle tarafından tanınmaya başladı. Kimine göre MMA’in yalnızca bir parçası gibi görünse de, Brazilian Jiu-jitsu tarihi oldukça eskiye dayanan köklü bir disiplin. Bu makalemizde, ülkemizde de oldukça merak edilen BJJ tarihçesini, ilk adımlarından başlayarak, günümüze kadar anlatacağız. Bu, Hindistan’da başlayıp Japonya’ya uzanan, ardından Brezilya’ya, oradan ABD’ye ve Türkiye’de dahil tüm dünyaya yayılan bir hikaye… 

Jiu-Jitsu’nun ataları: Budist rahipler ve samuraylara selam olsun

BJJ hikayesinin başlangıcı, Hindistan’daki Budist rahiplerle ilişkilendiriliyor. Budizmin tüm Asya’ya yayılmasıyla, Japonların bu rahiplerin yöntem ve anlayışlarını alıyorlar. Günümüzde Japon Jiu-Jitsu’su ile bizlerin de uygulayıcısı olduğu Brazilian Jiu-Jitsu arasındaki bağlar oldukça zayıflamış durumda olsa da, kökler dendiğinde lafa rahipleri ve samurayları anarak başlamak gerekiyor. Erken dönem Jiu-Jitsu pratikleri savaş meydanında kullanılmak üzere 19. yüzyılda Japon samuraylar tarafından geliştirildi. Normalde silahlı ve at üzerinde savaşan bu samurayların amacı, zeminde ve silahlarını kaybetmiş biçimde kaldıklarında da dövüşmeyi sürdürebilecek yöntemler bulmaktı. Samuraylar kullandıkları ağır zırhlar nedeniyle, darbeye dayalı tekniklerdense, günümüz grappling disiplinlerinin de temelini oluşturan boğma, eklem kilitleme, yere atma gibi teknikleri daha kolaylıkla kullanabiliyorlardı. Bu ihtiyaçlardan doğan teknikler Japon Jiu-Jitsu’sunun oluşmasının önünü açtı.

Mitsuo Maeda ve Judo ile atılan kökler

Zaman içerisinde, Japon Jiu-Jitsu’su farklı stillerden oluşan dallara ayrıldı. Her bir stil belli köşeleri sahiplendi. Bununla birlikte Jigoro Kano isimli bir geleneksel Japon Jiu-Jitsu’su öğrencisinin en az gayretle en etkin sonuçları almayı hedefleyen tekniği, diğerlerinin arasından sıyrıldı.  Jigoro Kano 1882 yılında Kodokan isimli bir dövüş sanatları okulu açtı. Kano’nun öğretisi daha sonraları Judo olarak anılmaya başlanacaktı. Onun yöntemindeki eşsiz nokta, BJJ jargonunda da roll etmek olarak geçen, antrenman maçlarını sürece dahil etmesiydi. Randori olarak da bilinen bu yöntem Kano’nun öğrencilerinin, atma, düşürme, kilitleme ve boğma gibi teknikleri, onlara canlı şekilde direnç gösteren rakiplerine karşı pratik etmesine imkanı sunuyordu. Judo’nun bu özelliği, dönemin antrenman felsefesinden temel biçimde ayrılmasına neden oldu. 

Mitsuo Maeda’nın özelleşen tekniği

Judo disiplininin ortaya çıkmasından yaklaşık 30 yıl sonra, Kano’nun öğrencileri arasında yer alan Mitsuo Maeda bu kez spora farklı bir yön verecekti. 1894 yılında Kodokan’da eğitim almaya başlayan Mitsuo Maeda, Kano’nun en iyi öğrencilerinden biriydi. Atma ve yere düşürme tekniklerinde kendini en iyi şekilde geliştirmiş olan Maeda’nın kendine has özelliği ise, newaza olarak da bilinen yer dövüşündeki performansıydı. Maeda’nın hayatındaki bir dizi olay, dünyanın en etkin yer dövüşü sanatı BJJ’in ortaya çıkmasına yol açacaktı.

Gracie Ailesi ve Brazilian Jiu-Jitsu’nun doğuşu

Maeda 1914 yılında Brezilya’ya gitti. Burada Gastão Gracie isimli bir iş insanı ile arkadaş oldu. Gracie, o dönemde genç bir çocuk olan oğlu Carlos’u öğrencisi olarak kabul etmesi için Mitsou Maeda’dan ricacı oldu. İkili 6 yıl boyunca newaza stilinde judo antrenmanları yaptılar. Bu sürenin sonunda ailesinin Rio’ya taşınma kararıyla, Carlos Gracie de Maeda ile olan antrenmanlarına veda etmek zorunda kaldı. Fakat hırslı ve iyi bir öğrenci olan Carlos, Maeda’dan öğrendiği teknikleri başkalarına da öğretmek istiyordu. Bir noktada, edindiği bilgileri kardeşleriyle de paylaşmaya başladı. Ancak kardeşlerin en minyon ve güç bakımından en zayıf olanı Hélio söz konusu teknikleri uygulamada sıkıntılar yaşıyordu. Bunun üzerine Gracie kardeşler mevcut teknikler üzerinde çeşitli düzenlemeler yapmaya başladı. Japon Jiu-Jitsu’sunun atma ve düşürme üzerine kurulu teknikleri dönüşerek, yerde mücadele, boğma ve pes ettirmenin ön plana geçtiği şekilde evrimleşti. Bu şekilde, boyut ve güç fark etmeksizin herkes tarafından kullanılabilecek daha saf bir teknik ortaya çıktı. İşte bu inovasyonlar neticesinde Brazilian Jiu-Jitsu doğmuş oldu. 

İlk BJJ okulu ve kendini kanıtlama dönemi

1925 yılında Rio’da Gracie ailesi tarihin ilk Jiu-jitsu okulunu açtı. Academia Gracie de Jiu-Jitsu ismiyle açılan okulda, çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Yıllar içerisinde Gracie ailesi ve öğrencileri sayısız maça ve turnuvaya katıldı. Farklı dalları icra eden dövüşçülerin karşısına geçen Gracie ailesi ve onların yetiştirdiği öğrenciler, bu müsabakalarda nadiren yeniliyordu. Zamanın şampiyonlarına meydan okuyan, kendinden çok daha iri ve güçlü rakipleri pes ettiren bu sporcular, BJJ tekniğinin belli bir itibar kazanmasını sağladı. Ayrıca bu şekilde sürekli teste tabi tutulan BJJ, güreş ve diğer grappling sporlarının kimi kısımlarını bünyesine katarak hiç durmadan evrimleşti, gelişti ve bugünkü anladığımız halini aldı.  Gracie’lerin turnuvalardaki başarıları, küçük ebatlı adamların iddialı dövüşçüleri pes ettirmesi ve sporun giderek gelişmesi kulaktan kulağa yayılmaktaydı. Ancak BJJ ismi Hélio’nun oğlu Rorion’un Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmesine kadar Brezilya dışında neredeyse hiç duyulmamıştı. Yine bir yolculukla başlayan bu ikinci kırılım noktası, artık dövüş sanatları dünyasına herkes tarafından kabul görmüş ve teknik bakımdan olgunluğa erişmiş yepyeni bir dal kazandıracaktı.

UFC’nin ortaya çıkışı ve dünya tarafından tanınması

Rorion ABD’ye göç ettiğinde 1970’lerin sonlarıydı. Ailesinin geliştirdiği BJJ sporunu daha geniş kitlelere yaymak için sabırsızlanıyordu. Brezilya’da kendisine ve ailesine sayısız başarı getiren müsabakalardan aldığı ilhamla, BJJ’in etkinliğini göstermek için bir dövüş sanatları turnuvası düzenledi. Bu turnuvaya Ultimate Fighting Championship (UFC) ismini verdi.  İlk kez 1993 yılında oynanan UFC’de oldukça az kural vardı. Farklı dövüş sanatlarını icra eden sporcular katılabiliyor, her gece bire birde tek maç oynanıyor ve kaybeden eleniyordu. Rorion UFC’nin bu şekilde BJJ isminin hak ettiği yere gelmesine ön ayak olacağına emindi.   Rorian BJJ temsilcisi olarak turnuvaya en genç kardeşi Royce’u soktu. Royce’un zayıf ve gösterişsiz fiziğine rağmen elde edeceği şampiyonluk, BJJ’in etkinliğini dünyaya göstermek için mükemmel bir örnek olacaktı. Gerçekten de Royce turnuvada adım adım ilerlemeye başladı. Tüm rakiplerini yenmesi önce rakiplerin kendisini sonra da elbette ki izleyicileri şaşkına düşürmüştü. İşin sırrı doğru tekniklerde ve fizik kurallarını zayıf görünümlü rakibin hizmetine veren kaldıraç prensibindeydi. Royce bu şekilde sonraki UFC turnuvalarını da kazandı. Başarıları dünyanın dört bir yanından dövüş sanatları meraklısının BJJ etrafında toplanmasına vesile oldu. Böylece yüzyılı aşkın süredir gelişimini sürdüren BJJ, alanında bir devrim yaratarak tüm dünyaya yayıldı.

Türkiye’de BJJ ve ilk soyun başlangıcı

Türkiye’deki ilk BJJ kulübü, hocamız Burak Değer Biçer tarafından 2010 yılında kuruldu. O kulüp, bu satırları sayfasında okuduğunuz Corvos Combat’tan başkası değil. Corvos Combat bugüne kadar** 500’ten fazla sporcuya BJJ ve MMA alanında eğitim verdi. Türkiye’de bu alanlarda pek çok ilke imza atılmasını sağladı. Son olarak Türkiyede düzenlenen ilk ADCC turnuvasını organize etti.  Burak Değer Biçer hocamız aynı zamanda Türkiye’de ilk BJJ soyunu başlatan, yani bir siyah kuşak olarak bir diğer dövüşçüye siyah kuşak veren ilk kişi olma özelliğine sahip. Biçer, kendi siyah kuşağını ise, 2012 yılında, modern BJJ efsaneleri içerisinde gösterilen Ricardo Vieira’dan aldı. Hocamızın lineage’ı, yani soyu ise şu şekilde: Mitsuyo Maeda > Carlos Gracie > Hélio Gracie > Rolls Gracie > Romero Cavalcanti > Ricardo Vieira > Burak Değer Biçer Türkiye’de BJJ alanında daha gitmek istediğimiz çok yol var. Siz de bu spora başlamayı arzuluyor veya BJJ disiplini ile ilgili bilgilerinizi pekiştirmek istiyorsanız, Burak Değer Biçer Hoca’nın seçmiş olduğu videolara göz atabilirsiniz. Daha fazla bilgi edinmek ve BJJ antrenmanlarına katılmak için ise, bizleri 0(539)5934040 numaralı telefonumuzdan arayabilir, Zincirlikuyu’daki yeni akademimizi ziyaret edebilirsiniz. 

Bizi Takip Et
Corvos Combat Instagram

This endpoint has been retired

instagram default popup image round
Follow Me
502k 100k 3 month ago
Share
Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google