Savunma Sporları Başlama Yaşı ve Çocuklar İçin BJJ

Savunma Sporları Başlama Yaşı ve Çocuklar İçin BJJ

Sporun her türlüsü, çocuklar için son derece önemli ve faydalıdır. Savunma sporları da çocuğun fiziksel gelişimine katkı sağlar, sosyal, bilişsel ve davranışsal üstünlükler elde etmesine yardımcı olur. Corvos Combat bünyesinde bizler de, çocuklar için Brazilian Jiu Jitsu dersleri veriyoruz. Türkiye’nin ilk ve tek kadın siyah kuşak Brazilian Jiu Jitsu sporcusu olan Asena Melike Ağansoy hocamızın öncülüğünde, geleceğin şampiyonlarını ve liderlerini yetiştiriyoruz. Çocuklar için Brazilian Jiu Jitsu derslerimize katılım öncesinde anne babaların en çok sorduğu soru ise, savunma sporlarına başlama yaşının kaç olduğu. Şimdi gelin, BJJ’den yola çıkarak bu soruya yanıt arayalım.

Savunma sporlarına başlama yaşı 5-6 civarıdır

Çocuklar için tıbbi bakımdan spora başlama yaşı, istisnalar haricinde 4 olarak kabul edilir. Bu, el ve ayak koordinasyonu, yön kavramını gibi temel gerekliliklerin sağlandığı yaştır. Bununla birlikte, yüzme ve jimnastik gibi sporlara bu yaşta başlanabilse de, savunma sporlarına başlama yaşı 5-6 civarı olarak belirlenmiştir.

Saldırı odaklı teknikler çocuk eğitiminde öğretilmez

Ailelerin en sık sorduğu sorulardan bir diğeri ise çocuklarını Brazilian jiu-jitsu gibi savunma sporlarına yönlendirmenin güvenli olup olmadığıdır. Eğitim uzman eğitmenler tarafından doğru şekilde veriliyorsa, son derece güvenlidir.

Savunma sporlarına başlayan çocuk, kademeli bir eğitim alır. Brazilian jiu-jitsu eğitiminden bahsetmek gerekirse, ilk 4-5 yıllık süreç genelde mindere alışma ve doğru şekilde hareket etmeyi öğrenmekle geçer. Saldırı odaklı teknikler, yumruk, tekme gibi hareketler güvenlik gerekçesiyle öğretilmez. Çalışmalarda oyunlaştırma teknikleri kullanılır. Zamanla oyun süreleri kısalarak, antrenman süreleri uzamaya başlar. 8-10 yaş itibarıyla da altyapı teknikleri geliştirilmeye başlanır. Kuvvet ve kondisyondansa teknik antrenman ön plandadır.

Rekabet kavramıyla tanışması için en az 8 yaş beklenir

Temas, mukavemet ve darbe üzerine kurulu spor dalları olması nedeniyle, savunma sporları başlama yaşı düşünülürken ortaya çıkan çekinceler çoğunlukla sporun fiziksel boyutlarına yöneliktir. Bununla birlikte, spordaki rekabet unsuru da, savunma sporları eğitim sürecine şekil veren önemli bir kriterdir. Aileler ve bizler, çocuklarının centilmence bir rekabet ortamında vakit geçirmelerini sosyal gelişimleri bakımından önemseriz ve onları buna teşvik ederiz. Fakat çocuğun rekabet ve müsabaka kavramıyla tanışması için de 8-10 yaşının beklenmesi gerekir. Bu, çocuğun yenilgiyle başa çıkabilmesi için gereken duygusal olgunluk yaşını işaret etmenin yanı sıra, söz konusu savunma sporunda belirlenmiş kuralları tam olarak anlaması ve uygulaması, son olarak kendi potansiyelini hakkıyla kullanmaktan doğan memnuniyet duygusunun tadına varabilmesi için gereklidir.

Yaşı etkileyen bir diğer unsur ise sporun felsefesini anlayabilmesi gerekliliğidir. Dövüş sanatlarında önemli yer tutan felsefi yaklaşımları çocuğun temel düzeyde anlayabilmesi için 7-8 yaşına gelmesi gerekir.

BJJ’in çocuk için faydaları: Zihinsel güç, özgüven ve davranış kontrolü

Savunma sporları, özellikle de Brazilian jiu-jitsu, çocukların kuvvetli ve sağlıklı bireyler olarak yetişmesine verdiği desteğin yanı sıra, onlara ihtiyaçları olan özgüven, zihinsel güç, sorumluluk alma ve disiplin gibi yetkinlikleri de kazandırır. “Vücut Satrancı” olarak bilinen BJJ, aksiyon ve reaksiyon şeklinde oluşan teknikler zinciri sayesinde çocuğun zihnini aktif şekilde kullanmasını sağlar, karar verme, stratejik düşünme gibi yeteneklerini geliştirir.

Brazilian Jiu Jitsu’nun amacı kişiye zarar vermek değil, onu kontrol altına almaktır. Bu özelliği sayesinde BJJ, arkadaşlarıyla ve çevreleriyle iletişimlerinde çocukları agresif olmayan, kontrollü bir yapıya teşvik eder. Fiziksel aktivitenin belli bir disiplin ve formasyon içerisinde yapıldığı savunma sporları, çocuktaki şiddet eğilimini azaltır, özgüveni ve farkındalığı artan çocuğun daha dengeli tavırlar kazandığı ve duygularıyla daha başarılı şekilde başa çıktığı gözlemlenir. Enerjisini belirli bir disiplin çerçevesinde mindere aktararak, gündelik hayatta daha sakin hale gelir.

Çocuklarda kuşak sistemi

Son olarak sözü çocuklarda kuşak atlama sistemine dair küçük bir bilgi ile bitirelim. Brazilian jiu-jitsu alanının uluslararası anlamdaki çatı kuruluşu IBJJF 16 yaşa kadar tüm katılımcıları çocuk sayar. Bu yaşa kadar çocuk, beyaz, mavi, mor, kahverengi, siyah ve siyah/kırmızı şeklinde sıralanan standart BJJ kuşaklarını alamaz. Ancak eğitimi daha heyecan verici ve ilgi çekici kılmak, aynı zamanda çocuğun gelişimini ödüllendirmek için, sadece bu yaş grubuna özgü farklı kuşak sınıflandırmaları da vardır. 16 yaşını tamamladığında gerekli aşamaları tamamlamış tüm çocuklar mavi kuşak alır. Bazı durumlarda doğrudan mor kuşak alınması da mümkündür. Bu konudaki detayları IBJJF üzerinden inceleyebilirsiniz.

 

 

Corvos Kids sınıflarımız hakkında daha fazla bilgi almak için bizi 0539 593 4040 numaramızdan arayabilir, info@corvoscombat.com adresine yazabilir veya Zincirlikuyu’daki akademimizi ziyaret edebilirsiniz.

BJJ’de nasıl kuşak atlanır?

BJJ’de nasıl kuşak atlanır?

Konu Brazilian Jiu Jitsu olduğunda, sporcuların en çok kafasını karıştıran konulardan biri de, “BJJ’de nasıl kuşak atlanır” oluyor. Bu konuyu açıklığa kavuşturabilmek için, Corvos Combat Kurucusu ve Türkiye’de ilk BJJ soyunu başlatan hocamız Burak Değer Biçer’in kendi blog sayfasında İngilizce olarak kaleme aldığı makalesini Türkçeleştiriyor ve sizlerle paylaşıyoruz.

BJJ kuşak karmaşası

BJJ, standartların uygulamaya ve lineage’a, yani soya göre değiştiği bir spor dalıdır. BJJ’de katalar veya genel kılavuz kuralları yoktur. Akademiler eğitim ve derecelendirme noktasında tek bir kuralı ve metodu izlemez.

Karışık gibi görünse de, bunun bir nedeni vardır. Öncelikle, Jiu-Jitsu’nun öyle zengin bir bağlamı vardır ki, bir kişinin tümünü öğrenmesi ve her anlamda ustalaşması imkansızdır. Her akademinin kendine has belli bir tarzı vardır. Başlangıç aşamasındaki iki senede, öğrenciye temel kurallar öğretilir. Öğrenci mor kuşak olduğunda, artık temelleri tamamıyla oluşmuştur. Bununla birlikte söz konusu temel kurallar tıpkı birer tohum gibidir ve her biri yeni bir ağacın köklerini oluşturabilir. İşte bu noktada genel bir standart aramak zorlaşır. Siyah kuşaklar için dile getirilmeyen ancak ustalar tarafından bilinen kimi standartlar söz konusudur. Örneğin siyah kuşakların bazıları muhteşem öğretmenler, bazıları ise muhteşem dövüşçülerdir. Standartların değişken olması, her ustanın siyah kuşakla ilgili kendi vizyonunu oluşturmasına neden olur.

Toplam zaman mı minder zamanı mı?

Genelde birinin kuşak seviyesinden bahsedildiğinde, yıllar üzerinden konuşulur. Bence bu yapılan en büyük hatalardan biridir. Zaman insanoğlunun icat ettiği bir kavramdır. Sizi tanımlayan ise, ne kadar zaman geçirdiğiniz değil, bu kavram içerisinde ne yaptığınızdır.

Pek çok olimpik spor dalında 30 yıl önce kırılan rekorların bugün kulağa bir şaka gibi gelmesinin nedeni de budur. Bizler sürekli devinen ve gelişen varlıklarız. Gelişimimiz yalnızca fiziksel değil, bilişsel düzeyde de gerçekleşiyor. Üstelik bugün sahip olduğumuz araçlar ve teknolojiler insanların daha hızlı öğrenmesini sağlıyor. Bu nedenle günümüzde kuşak sisteminin sınırlarını zorlayan çok sayıda genç yetenek var. Dolayısıyla öğrencilerin gelişimlerini değerlendirirken, sadece minderde geçirdikleri zamanı dikkate almalıyız, ne kadar süredir derse katıldığını değil.

Her takım farklıdır

Pek çok kez kendimi, “Bu ne biçim mor kuşak” derken bulmuşumdur. Bu genelde söz konusu kişinin daha yüksek bir kuşağa sahip olabileceğine kanaat getirdiğimde olur. Fakat hemen ardından, “Ben kimim ki bir diğer ustanın derecelendirme kriterlerini eleştiriyorum” diye düşünürüm.

Dünyada pek çok farklı akademi var. Bulundukları lokasyona ve çevrelerine göre, öğrencilerinden beklentileri de değişebiliyor. Örneğin ABD Los Angeles’daki bir akademide, rekabetin çok fazla olması nedeniyle bir tam yıl kum torbasında çalışarak geçebilir. Şehirden uzaktaki daha küçük bir yerleşim biriminde ise, kuşak konusunda farklı hedefler ve dolayısıyla farklı standartlar söz konusu olabilir.

Neyi dikkate almalıyız?

Minder zamanı

Ne kadar süredir eğitim aldığınız değil, minderde kaç saat geçirdiğiniz önemlidir. Örneğin 5 yıllık bir sürenin sonunda, haftada 3 defa antrenman yapan bir kişi ile 2 defa yapan arasında minderde geçirilen süre bakımından epey bir fark olacaktır.

Kişilik

Hepimiz BJJ disiplinini ve takımlarımızı temsil ederiz. Bu nedenle kişilik önemlidir. Mavi kuşağı bir türlü göremeyenlerin pek çoğu, işte bu noktada takılıp kalır.

Teknik bilgi ve beceri

Kişinin seviyesi teknik bilgi ve beceri bakımından, bir sonraki seviyenin en alt kademesi ile eşit olmalıdır.

Sanatın geneline dair bilgi

Minderde saatlerini harcayan bir kişi, pratik ettiği dövüş sanatının nereden geldiğini, kurucularının ve öncülerinin kim olduğunu bilmek zorundadır.

Öğretme becerisi

Kuşaklar aslında sanatı paylaşabilme becerisine göre verilir. BJJ insanlara sadece dövüşmeyi değil, yaşamayı da öğretir. Bu arada “öğretmek” dediğimde, hareketleri gösteren eğitmenlerin ötesinde bir şeyi kastediyorum.

Eleştirilerle başa çıkma

Gerçeklerden bağımsız olarak, sizi eleştiren, kuşağınızı hak etmediğinizi söyleyen birileri her zaman olacaktır. Bu kişiler genelde tek bir standardı dikkate alırlar ve o da tap etmektir. Onlar konuşsunlar, siz boşverin gitsin.

BJJ zaman alır. Dikkatinizin ve çabanızın %100’ünü gerektirir. Böylesi bir gereklilik içinde negatif yorumlarla kaybedecek vaktiniz yok. Özgüvensiz insanlarla uğraşmak yerine, onların acısına anlayış gösterin ve gülüp geçin.

Hayatımda herhangi bir ustanın negatif eleştiri yaptığını asla görmedim. Etrafınızdaki insanlardan tavsiyeler almak gelişiminize fayda sağlar. Ancak tavsiyeyi verenin kim olduğuna dikkat etmek zorundasınız. Diğer bir deyişle, bir konuda birine tavsiye verebilmek için sizin o konudaki bilgi ve tecrübenizin de belli bir seviyede olması gerekir. Eğer vücudunu geliştirememiş bir vücut geliştirmeci, hiç dövüşmemiş bir MMA dövüşçüsü veya hiç öğrencisi olmayan bir koçsanız, tavsiyelerinizi başkasına vermeden önce kendinize saklamak isteyebilirsiniz.

Sonuç olarak…

Gözlemlerime göre, kuşak konusuna en çok takılan insanlar, sporun kendisinden ziyade uygulama yüzdesi oldukça düşük olan “havalı” hareketlerle veya satın alacakları “şık” eşyalarla daha çok ilgilidir. Oysa BJJ antrenmanı sırasında, hepimiz çıplağız. Havalı Gi seçiminiz, sadece rakibinizin sizi daha şık bir şekilde boğmasına olanak sağlar.

Kuşaklara bu kadar takılmak yerine, kendinize 5-10 sene sonra nerede olmak istediğinizi sorun. Bu derecelendirmelerin sizi gereksiz strese sokmasına izin vermeyin ve eğlenceyi kaçırmayın. Diğer öğrencileri gözlemlemek ve değerlendirmek sizin işiniz değil. Bu iş için biz eğitmenlere para ödüyorsunuz.

Ben yıllar önce yaptığım ilk armbar hareketini hala hatırlarım. Keşke zamanda geri gidip, oyuna en baştan başlayabilseydim derim. Her seviyenin apayrı bir keyfi vardır ve başarılarla birlikte oda şekil değiştirir. Çok hızlı ilerleme kaydetme telaşına düşüp de bu keyfi çıkartmayı es geçmeyin.

Kısacası, BJJ’e yeni başladıysanız ve kuşak atlama konusunda şimdiden kafanız karıştıysa, boşverin ve sadece roll ed in. Gerçekten kim olduğunuzu roll sırasında gözlerinizi kapattığınızda keşfedeceksiniz.

Minderde görüşürüz!

BJJ tarihçesi

BJJ’e Karşı Herkes: MMA’in Kısa Tarihi

MMA’in Kısa Tarihi

Dövüş sanatlarının olağanüstü dünyasına bir kez girdiğinizde, bu alandaki fiziksel yetkinliğinizin yanı sıra, kendinizi bilgi anlamında da geliştirmeniz gerekir. Bizler de blog sayfamızdaki makalelerimizle, dövüş sanatlarıyla ilgili ek bilgiler edinmek isteyen öğrencilerimize ve dövüş meraklılarına yeni birer pencere açmaya çalışıyoruz. Dövüş sanatlarındaki ilkler, dönüm noktaları, efsane isimler ve iz bırakan anlar gibi bilgileri derleyerek sizlere sunuyoruz. Bu makalemizde de, MMA’in kısa tarihini sizlerle paylaşmak istedik.

MMA, yani Karma Dövüş Sanatlarının kökeni oldukça eskiye dayanıyor. M.Ö. 7. yüzyılda düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na dahil olan Pankreas (Pankration) adındaki spor, karma dövüş sanatlarının atası olarak kabul ediliyor. Pankration, Yunanca’da “tüm” anlamına gelen “Pan” ile güçler anlamına gelen “Kratos” kelimesinden türetilmiş bir kelime. Bu spor, Helenik boksun güreş ile olan kombinasyonundan oluşmaktaydı. O dönem karşılaşmalarda yalnızca iki kural bulunuyordu: Rakibi ısırmamak ve gözlere zarar vermemek. Karşılaşmalar taraflardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bilincini kaybetmesi ile bitirilirdi fakat bazı durumlarda dövüşçülerden birinin veya ikisinin ölümüyle son bulurdu. Kullanılan teknikler arasında yumruk, eklem kilidi, fırlatma teknikleri, dirsek ve diz vuruşları bulunurdu. Efsaneye göre Büyük İskender M.Ö. 4. yüzyılda büyük bir bölümünü Pankreas dövüşçülerinden seçerek kurduğu ordusuyla Hindistan’ı fethetmiştir ve günümüzde kökeni Asya olarak kabul edilen tüm savaş sanatlarının doğuşu da Büyük İskender’in fetih dönemine denk gelmektedir.

Bununla birlikte modern zamanlardan bahsederken, MMA’in tarihinde BJJ’e değinmek mecburidir. İskender’den daha yakın bir tarihe, 1900’lü yılların başına gelelim. Bu dönemde Gracie ailesi Brazilian Jiu Jitsu ile tüm dünyaya meydan okuyordu. Aile, “En üstün dövüş sanatı hangisidir” sorusunun yanıtının BJJ olduğunu defalarca kanıtlamıştı. Brezilya’da karşı karşıya geldikleri dövüşçüler, onları durdurmak adına birkaç savaş sanatını kombine etmek durumunda kaldı ve “Vale Tudo” olarak anılan dövüş sporunun doğmasını tetikledi. Bu karşılaşmaları Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıyan Gracie ailesi, resmi formatta düzenlenen ve günümüzde izlenme sayısı ile Moto GP’yi geride bırakan The Ultimate Fighting Championship’in kurulmasına neden oldu.

1993 yılında ilk bölümü düzenlenen UFC, kilo ve zaman kısıtlaması bulunmayan karşılaşmalardan oluşuyordu. Burada da izin verilmeyen yegane hareketler tıpkı milattan önceki yıllarda olduğu gibi göz oyma ve rakiplerin ısırılmasıydı. Dövüşler hakemin durdurması, yani nakavt veya sözlü/hareketli olarak bildirilen teslimiyet ile sona eriyordu. “Brazilian Jiu Jitsu’ya karşı tüm savaş sanatları” başlığıyla start alan bu turnuvada Gracie ailesini ve Brazilian Jiu Jitsu’yu temsilen Royce Gracie kafese girerek karşısına çıkan ve çeşitli diğer disiplinlerde kendilerini kanıtlamış tüm rakiplerini pes ettirerek BJJ’nin üstünlüğünü tekrar tüm dünyaya gösterdi.

Son birkaç 10 yılda dövüş sanatlarına olan ilginin artmasıyla, karışık stil karşılaşmalar da daha sık uygulanmaya başlandı. ABD’deki o ilk UFC’nin ardından, dünyanın dört bir yanında giderek daha farklı ve çok sayıda organizasyon düzenlenmeye başlandı. Bu yarışmalarda rakipler birbirlerinin disiplinini görerek öğrendi ve kendi beceri setlerine bunları da eklemeye başladı. Örneğin bir kick-box sporcusu, bir BJJ dövüşçüsüyle yarıştığında, yere indirme konusunda daha fazla uzmanlaşması gerektiğini anlayarak antrenmanlarına BJJ tekniklerini de dahil etti. Bu gibi örneklerle birlikte, MMA günümüzdeki halini aldı.

 

MMA’in yanı sıra, BJJ’in tarihini de merak ediyorsanız, Brazilian Jiu Jitsu’nun Kısa Tarihi makalemize göz atabilirsiniz. Merak ettiğiniz ve kaleme almamızı istediğiniz diğer konuları ise bizlere e-mail göndererek bildirebilirsiniz.

Bizi Takip Et
Corvos Combat Instagram

This endpoint has been retired

instagram default popup image round
Follow Me
502k 100k 3 month ago
Share
Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google